Tiroid bezi içinde oluşan anormal hücresel büyümeye bağlı kitleler tiroid nodülü adını alır. Toplumda görülme sıklığı muayene ile bakıldığında %2-6, ultrasonografi ile değerlendirmede ise %19-35 olan tiroid nodülleri kadınlarda daha sık karşımıza çıkar.
İleri yaş ile radyasyon maruziyeti veya iyot eksikliği riski artırır. Yaygın görülen bir hastalık olsa da nodülün kanser olma ihtimali yaklaşık %5’dir. Burada önemli olan hangi nodülden şüphelenileceği ve hangisinde kanser ihtimalinin fazla olduğunu bilip tanı ve tedaviyi ona göre yönlendirmektir.
Tiroid nodülleri hormon salınımını etkilemediği sürece genellikle bir şikayete neden olmaz, bazen boyunda bir şişlik olarak farkedilsede çoğu zaman hekim muayenesi ve rastlantısal olarak yapılan görüntüleme (ultrasonografik taramalar, bazen boyun manyetik rezonans görüntülemesi) ile tanı konur. Çok nadiren büyük nodüllerde etraf dokularda oluşturduğu basıya bağlı yutma güçlüğü, nefes darlığı ve ses kısıklığı görülebilir.
Tanıda en önemli laboratuvar testi, hipotiroidizm veya hipertiroidizmi değerlendirmek için kullanılan tiroid stimülan hormon (TSH) testidir. Ek olarak serum tiroksin (T4) ve triiyodotironin (T3) düzeyleri ölçülebilir. Tiroidit şüphesinde antitiroid peroksidaz (anti-TPO) antikoru ve antitiroglobulin (anti-Tg) antikor düzeylerini de görmek gerekebilir.
Geçmişte tiroid sintigrafisi tiroid nodülünün ilk değerlendirmesinde rutin olarak yapılan önemli bir görüntüleme çalışması iken günümüzde hormon salgılama durumlarını değerlendirmek için (sıcak/soğuk nodul) kullanılmaktadır. Sıcak nodüller fonksiyonel dokuyu (fazla hormon salgılayan) ve normal tiroid fonksiyonunu, soğuk nodüller ise fonksiyonel olmayan tiroid dokusunu gösterir.
Tiroid nodüllerinin boyutunun ve sayısının belirlenmesinde ultrasonografi son derece hassastır. Ultrasonografi ile nodülün boyutları, ekojenitesi, sınırlarının durumu, kalsifikasyon varlığı, en-boy oranı, şekli ve kan akımı değerlendirilir ve her özellik için farklı kriterlere bakılır. Daha sonra bu kriterlere göre bazı nodüllere takip planlanırken bazılarına ultrasonografi eşliğinde iğne biyopsisi önerilir. Her hasta kendi bulgularına göre ayrı ayrı değerlendirilip kişiye özel plan yapılır.
Bası bulgusu olan nodüller biyopsi sonucu iyi huylu çıksa da ameliyat edilir. Boyun bölgesine ışın tedavisi hikayesi olanlarda risk daha fazladır. İleri yaş kanser riskini artırır. Ayrıca 14 yaş altındaki çocuklarda tek nodul varsa yaklaşık %50’si kanser olabilir. Erkeklerde soliter nodüllerin kanser riski daha yüksektir. Hızlı büyüyen sert, etraf dokuya yapışık olan ve beraberinde boyunda lenf nodu olan hastalarda, ses kısıklığı olanlarda ve ailesinde tiroid kanseri bulunanlarda kanserden şüphelenilmelidir.
İğne biyopsisi sonuçlarına göre hastalar BETHESDA adı verilen sınıflamaya göre değerlendirilir. Bu sınıflamada biyopsi sonuçları 6 kategoride değerlendirilir ve sonuca göre hastalara takip, biyopsi tekrarı ya da ameliyat planlanabilir.
İğne biyopsisi değerlendirilmesi sonrası kanser saptanmışsa veya kanser şüphesi oluşmuşsa, önerilen tedavi, nodül boyutuna, nodül sayısına, diğer tiroid lobunda nodül varlığına ve diğer şüpheli bulguların varlığına göre ya tiroid bezinin nodül içeren yarısının ya da tamamının çıkartılmasıdır. Bazen ameliyatta boyundaki lenf düğümlerinin bir kısmı da çıkartılır.
Önemi belirsiz atipi denilen şüpheli durumda üç ay sonra biyopsi tekrarı planlanır. Ancak eşlik eden çok şüpheli bulgular varsa ameliyatta bir seçenektir. Sonuçta kanser şüphesi yoksa hastalara 6-12 ay sonra ultrasonografi ve gerekirse iğne biyopsisi tekrarı önerilmektedir. İğne biyopsisi her zaman %100 kesin sonuç vermeyebilir. Bu sebeple takip sırasında nodülde büyüme, şeklinde değişme gibi durumlarda biyopsi tekrar edilebilir.
Kaynaklar;
Bu sayfa kapsamı bilgilendirme amaçlıdır. Tedavi edici öneriler bulunmamaktadır. Tanı ve tedavi için doktorunuza danışınız.
Bu web sitesi kapsamı bilgilendirme amaçlıdır. Tedavi edici öneriler bulunmamaktadır.